1. Anasayfa
  2. Dijital Gazete
  3. AK Parti Sözcüsü Çelik: “Bunun adı demokratik muhalefet değildir bunun adı yıkım siyasetidir”

AK Parti Sözcüsü Çelik: “Bunun adı demokratik muhalefet değildir bunun adı yıkım siyasetidir”

- - 10 dk okuma süresi
66
omer celik

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekilleri ile kahvaltı sonrasında açıklamada bulundu.

 AK Parti Sözcüsü Çelik’in açıklamaları şu şekilde:

“Sayın milletvekillerimizle yaptığımız toplantının son halkası eksik kalmıştı. Bugün sayın Cumhurbaşkanımızın Genel Başkanımızın başkanlığında milletvekillerimizle bu toplantıyı da gerçekleştiriyoruz. Böylece toplantı serimiz tamamlanmış oluyor.

Bütün bu süreç içerisinde milletvekillerimizin bölgeleriyle ilgili konuları ele aldık. Çeşitli siyasi konulardaki iç ve dış siyasetle ilgili değerlendirmelerini ele aldık. Milletvekillerimiz hem sahadaki çalışmaları hakkında yaptıkları tespitlerle ilgili bilgi verdiler hem de önümüzdeki dönemde 2023 yılında seçim yılında yapılacak çalışmalar ayrıntılı bir biçimde hem illeri bazında milletvekillerimizin milletvekili olduğu iller bazında hem de çeşitli ziyaretler vesilesiyle yaptıkları tespitler temelinde değerlendirilmiş oldu. Şehir buluşmaları yapıyoruz Kadın Kollarımız ve Gençlik Kollarımızın yürüttüğü çalışmalar var ana kademelerimizin yürüttüğü çalışmalar var şehir buluşmalarından diğer alanlara kadar bütün sahayı tarayan çeşitli mekanizmalarımız var. Bu çerçevede iç ve dış siyasetle ilgili olarak arkadaşlarımız yurt dışı komisyonlarda bulunanlar yurt dışı ile ilgili ve çeşitli konularla ilgili değerlendirmelerini Cumhurbaşkanımızla paylaştılar.

Bazı çözülmesi gereken problemlerle ilgili bu toplantılarda hızlı karar alınması imkanı ortaya çıkıyor. Bu çerçevede de çeşitli talimatlar verilerek bu değerlendirmeler yapıldı. Sayın Cumhurbaşkanımız yaz değerlendirmelerinden sonra artık TBMM de açıldı bundan itibaren seçime kadar kesintisiz bir çalışma takvimi talimatı var. Teşkilat başkanlığımız bundan sonrasında seçin işleri başkanlığımız bütün bu çalışmaları kesintisiz bir biçimde sürdürecek.

Dün biliyorsunuz bazı görev değişiklikleri oldu. Sayın Mahir Ünal’a şimdiye kadar yaptığı hizmetler ve katkılardan dolayı Grup Başkan Vekili olarak çok teşekkür ediyoruz. Özlem Zengin arkadaşımız aday gösterildi. Yeni Grup Başkan vekili seçimimiz çarşamba günü grup toplantısından sonra gerçekleşecek. Aday olduğu için Özlem hanımdan boşalan alana Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler başkanlığına Belgin hanım görevlendirildi. Arkadaşlarımızın hepsini tebrik ediyoruz bütün hizmetlerine ve katkılarına teşekkür ediyoruz. Bundan sonrasında yapacakları çalışmalarını da azimle yapacaklarına hiçbir kuşkumuz yok.

Bir gündemle ilgili olan kanaatimizi paylaşmak isterim sizinle Sayın Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’de cari açığın kapatılması için uyuşturucu ticaretine göz yumulduğu ya da uyuşturucu ticareti yapıldığı gibisinden belki de Türk siyasi hayatının en vahim ve utanç verici açıklamalardan birine imza attığını görüyoruz. Tabii burada bir diğer boyutu da şu demokrasilerde ana muhalefet partisi son derece kritik bir organdır ve demokrasi açısından da vazgeçilmez bir işlev ifade eder. Sayın Kılıçdaroğlu’nun böylesine bir organın işlevini yerlerde sürünecek hale getirmesini üzülerek izliyoruz. Polis teşkilatımıza ve Jandarma teşkilatımıza dönük olarak bu onurlu teşkilatlarımızın uyuşturucu ticareti yaptığından ya da buna göz yumduğundan bahsetmek başlı başına utanç verici bir iftiradır. Bunu söyleyen kişinin alnına bu iftira ömrü boyunca yapışacaktır.

Doğrusunu söylemek gerekirse biz uyuşturucu ve diğer suçlarla mücadele edildiğinde hedef alınan örgütlerden duyduğumuz sözlerin ana muhalefet partisi liderinden ortaya çıkmasını ibretle izliyoruz. Bu son derece yakışıksız olmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu’nun Polis teşkilatımızdan ve Jandarma teşkilatımızdan açık bir şekilde özür dilemesi gerek. Üst üste gelen provokasyonlar Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bu provokasyon yakın zamanda birkaç gün önce Türk Silahlı Kuvvetlerin dönük olarak kimyasal silah kullanıyor diye atılan iftira halkasının yeni bir utanç verici devamıdır. Bir siyasi partinin içerisinden Türk Silahlı Kuvvetlerine dönük olarak kimyasal silah kullanılıyor diyen bir milletvekili olacak buna dönük hiçbir tutum alınmayacak sadece yapılan açıklamada şu söylendi kendi partileri adına yapılan açıklamada bunu kınamadılar lanetlemediler sadece böyle konular ulu orta konuşulmaz diyerek konuşmanın içeriğine değil konuşmanın bağlamına dönük olarak bir itiraz geliştirdiler. Şimdi ise bizzat genel başkan çıkmış Polis teşkilatının Jandarma teşkilatının uyuşturucu ticareti yaptığını buna göz yumduğunun üstelik bunun cari açığı kapatmak için yapıldığını iddia eden utanç verici bir iftirayı ortaya koyuyor. Bunu milletimize arz ediyoruz. Türkiye siyasetinde pek çok yanlış söz söylenmiştir pek çok skandala imza atılmıştır fakat bu derece utanç verici bir şekilde Türkiye’nin güvenlik kurumlarını hedef alan üstelik güvenlik kurumlarını bazı terör örgütlerinin provakatif iddialarını aynen dillendirerek hedef alan utanç verici sözler siyasi hayatta bir siyasi parti genel başkanın ağzından bu derece yoğunlukla duyulmamıştır. Bu son derece yanlıştır.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediği sözün nereye gittiğine dikkat etmesi gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi ana muhalefet partisi olarak Türkiye’nin demokrasisine, Türkiye’nin sosyal barışına ve devlet hayatına dönük pozitif mesajlar vermesi gerekirken muhalefet yapacaksa sadece beğenmediği hususlar ne ise bütün bunları sergilerken aynı zamanda doğrusunun ne olduğunu söyleyecek bir kapasite ile konuşması gerekirken tamamen yıkım siyaseti yapan yıkım siyasetine oynayan nerede bir provokasyon varsa Türkiye’nin devlet kurumlarını hedef alan devleti işlemez hale getirmeye çalışan bir yaklaşım varsa bunu ortaya koyuyorlar.

3 tane temel yıkım siyaseti ögesini neredeyse 10 gün içerisinde cumhuriyet halk partisi milletvekillerinden ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanından bu kadar kısa süre içerisinde duyduk. Birincisi çıktı CHP milletvekili Türk Silahlı Kuvvetlerinin kimyasal silah kullandığı iddiasını dillendirdi daha sonra CHP milletvekilleri mahkeme bastılar. Ve şimdi de Polis teşkilatına, Jandarma teşkilatına uyuşturucu satmaktan, uyuşturucu kaçırmaktan bahseden utanç verici iddia ile yüzünü çeviriyor. Bunun adı demokratik muhalefet değildir bunun adı yıkım siyasetidir. Bunun ne demokrasi ile ne de demokratik muhalefetle hiçbir ilgisi yok. Bu konu tabii ki Polis Teşkilatı tarafından Jandarma Teşkilatı tarafından da yargıya taşınacak bir konu olacaktır.”

S- Başörtüsüne yönelik anayasa değişikliği TBMM meclis gündemine gelecek ama diğer siyasi partilerle bir görüşme olacak mı?

“Burada Cumhur ittifakı olarak ortak bir çalışma yürütüyoruz. Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ ve MHP’den Fetih Yıldız ile bir araya gelecekler yarın bu takvim bunun zamanlaması netleşecek. Bazı siyasi partileri tabii ki ziyaret olacak bu ziyaretler çerçevesinde istişare edilip onların görüşleri alınacak.”

S- Tahıl koridoru askıya alındı. Buna ilişkin bakanlardan bilgilendirme geldi bu kapsamda Türkiye herhangi önlem alacak bir diplomasi yürütüyor mu?

“Bu toplantıda spesifik olarak tahıl koridoru meselesi ile ilgili bir gündem yok. Ama şunun bilinmesini isteriz tahıl koridoru anlaşmasına cumhurbaşkanımız büyük bir diplomatik emek sarf etti. Bundan bütün dünya bütün bölge fayda gördü. Bunun askıya alınmış olmasından son derece üzüntü duyuyoruz. Müşterek koordinasyon merkezinde halen rus heyeti bulunuyor kuşkusuz hem cumhurbaşkanımız düzeyinde hem de bakanlar düzeyinde bu anlaşmanın yeniden işlevlik kazanması için her türlü çaba sarf edilecek.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın